

2005-2006 seneleri yatırımların olmaya başladığı iştahlı yılların başlangıcı oldu.. Türkiye’ de internet kullanım penetrasyonu % 20’ yi aştıktan sonra dünya devlerini Türkiye sahnesinde görmeye başladık. İlk önce MSN Türkiye ofisi, ardından Google ve ardından yatırımlar, yatırımlar… İlerleyen yıllarda Çember, İzelesene, Yonja, Biletix, Yemeksepeti gibi akıllı projeler yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından ya satın alındı ya da ortaklık yapıldı. Buradaki büyük satın alma operasyonlarından birisi de E-bay ile Gittigidiyor arasında yaşandı. Bir medya planlama ve satın alma şirketi olarak başlayan ardından search engine marketing ve creative hizmetlerde sunan Zap Medya’ nın satışı hem tüm bu süreçleri tetikledi hem de internet işlerine yatırım yapılabileceğine dair firmaları ve yatırımcıları yüreklendirdi.
Planlama ve satın alma gün geçtikçe komplike olamaya başlarken, haber sitelerinde bir enflasyon başgösterdi. Habertürk’ ün yakmış olduğu ışığın ardından ilerleyen İnternethaber, Haber 3 gibi haber sitelerinin sayısı şu an binlerle ifade ediliyor. Şu an İnternet Medyası Derneği’ nin (İMD) üye sayısı 100 lü rakamlara gelmiş durumdadır.
Artık herkes yayıncılığın ve özgürlüğün tadını almaya başladı. İnternet herkese gündeme gelme, meşhur olma kapılarını açıyor. Herkes blogları sorar, bloglarda birşeyler yapar oldu. Buna ek olarak son 2-3 senedir blog ödülleri dağıtılmaya başlandı. İnteraktif iletişim çok önemli alanlarından biri olan bloglar Türkiye’ de halen gelişme evresindedir.
2007-2008 yılları sosyal medya çılgınlığının da doruğa tırmandığı yıllar oldu. Özellikle Facebook, aynen Google gibi girmiş olduğu ve yayıldığı tüm pazarları hakimiyeti altına almaya başladı. Şu an Türkiye’ den üye olanların sayısı 9 Milyonu aşmış durumda. Frienfeed, Twitter, (son zamanlarda gözden düşmekle beraber)secondllife, Netlog, hi5, Orkut ve Myspace göze çarpanlardan. Herbiri farklı coğrafyalarda diğerlerine göre biraz daha popüler. Önemli bir gösterge olduğu için belirtmeden geçmek istemiyorum: Facebook, geçtiğimiz aylarda İran’ ın en büyük sosyal medyası olan Maktoob’ u da geçti.
Tabi markalar da bu sosyal medya dünyasında ne şekilde yer alacaklarını ve ne yapmaları gerektiğini araştırı oldular. Salt banner reklamcılığının sosyal medyada çok iş yapmadığı anlaşıldı. Marka, kendisini buranın bir parçası olarak hissetmedikçe ve bunu kullanıcalara hissettirmedikçe başarıya ulaşamayacağı gerçeğiyle yüzleşti. Şimdi daha çok çalışmak ve daha çok yatırım yapmak gerekiyordu. Bu tırmanış devam ederken, herkes kullanıcılarla birşekilde vakit geçirmek ve onlara farklı seslenmek isterken , gnctrkcll yapılırken, patlıcan yapılırken, Vodafone’ un senelerin Netbul’ unu kapatmasını açıkçası yadırgadım. Tavsiyem : Bu konuda Reklamveren ciddi anlamda kendisini eğitmeli ve bu eğitim sürecinin sürekli devam eden bir sirkülasyon olacağı gerçeğiyle yüzleşmeli.
Uğur Şeker
Yazarın Diğer Yazıları
09.09 Türkiye Internet Yıldızlarını Arıyor