Eğitim Şart



Uğur Şeker'in Business Week dergisinin 25 Mayıs 2008 tarihli sayısında konuk yazar olarak yazdığı yazıyı aşağıda bulabilirsiniz.


Dünyada ve ülkemizde, internete olan ilgi gün geçtikçe artıyor. Belki bu klişe cümleyi 9 senelik sektör geçmişimde defalarca yazmışımdır. Ama bu rutini çok da bozmak istemiyorum çünkü konsept olarak çok anlamlı ve gerçekten çok dinamik bir sektör.


Geçenlerde, taksisine bindiğim taksi şoförünü, toplantılarda ve seminerlerde sıkça anlatıyorum. Arka koltukta otururken cep telefonu ile yapmış olduğum konuşmaya kulak misafiri olmuş ki telefonu kapar kapamaz internetle ilgili bir iş yapıp yapmadığımı sordu. Youtube benzeri bir projeden bahsetti, abisiyle yapıyorlarmış, anlattı, anlattı. Peki dedim, insanlar neden senin siteni tercih etsinler diye sordum ki cevabımı hemen aldım: "Onu da söyleyemem abi, gizli" dedi.


Haklıydı, kendince gizliliği deşifre etmiş olsa, o kadar uğraşın bir manası kalmayacaktı. Bu taksici de dahil, bugün herkesin internetle ilgili bir projesi, yatırımı olmaya başladı.


Bugün Türkiye'de internet kullanıcı sayısı 20 milyonu aşmış durumda. Bunların büyük bir çoğunluğu da göreceli olarak hızlı internet kullanıcısı. Geçenlerde Türk Telekom tarafından abone sayısının 5 milyonu geçtiği açıklandı. 2008'de abone artışı, beklendiği ölçüde olursa internet kullanıcı sayısında % 25-30 'luk bir büyüme daha olacak.


Bu ne demek? Şu an kullanıcı sayısı değerlendirildiğinde Türkiye Avrupa'nın 4. ya da 5. dünyanın 12. ya da 15. en büyük internet kullanıcısı nüfusuna sahip. Bu artış oranlarıyla 2009 en geç 2010 senesinde bu sıralamalarda çok daha yukarılara çıkmaya aday bir ülke. En son yapılan nüfus sayımında demografik yapıda nüfusun % 50 sinin 27 yaş altında olması çok ilgi çekicidir.


Türkiye, bu açıdan bakıldığında sermayenin istemiş olduğu tüm özellikleri taşıyor aslında. Genç, yeniliğe aç, yeniliği anlayan ve kullanan, alıştırıldığı zaman çabuk tüketen, bilinçli olmasına çok gerek olmayan, reklamlara ilgili ve yarının daha da büyük tüketicileri olmaya aday bir yapısı var. Bu da global sermayeyi cezbediyor.


Cezbedilmiş sermaye yapısını çok rahatsız etmeden bazı rakamları veriyor olmak lazım ve bence en önemlisi bu rakamları iyi okuyor ve analiz etmek gerekli.



Sene Bütçe (milyon dolar)
2000 : 2
2001 : 4,5
2002 : 3,5
2003 : 6
2004 : 9
2005 : 15
2006 : 25
2007 : 40


Bu rakamlar sadece banner reklamcılığı (display advertising) için harcanan rakamlardır. 2007 senesinde İngiltere 'de online reklama harcanan bütçe 2 milyar pound'lar seviyesine çıkmış durumda. En düşük bütçeli Avrupa ülkesi bile 100 milyon dolar seviyesini geçmiş durumda.

İnterneti bir bütün olarak ele aldığımızda 2007 senesi için şu bilgileri verebiliriz:



Display : 40 milyon $
Search *: 80 milyon $
İnteraktif : 15 milyon $ (marketing, kreatif vs)


Mobil Marketing'i de bu kapsamda değerlendirirsek toplamda 150 milyon dolar'a çıkabiliriz. Rakamlara bakıldığında, potansiyeli ile ters orantılı bir pazar diyebiliriz.

Gelişen ve gün geçtikçe her çevrede konuşulan internetin en önemli eksikliklerinden biri yetişmiş işgücü. Sektörün her neresinde çalışıyor olursa olsun, kişilerin donanımlı olması çok önemli. Çünkü internet dünyası salt ticaretten ya da salt reklamdan ibaret değil. Pek çok değişkeni ve bileşeni var. Ve aslında bir konuyu proje olarak ele almaya çalışırken, toplu ve her konu başlığını gözönüne alarak değerelendirmek gerekli. Bu internetin ilk çıktığı yıllardan bu yana değişmeyen kuralı.


E-ticaret, alt yapı, temel yazılım dilleri ve marifetleri, display, seo, sem, womm, e-pr, tasarım vs. İşte bunlara dahil olarak uzayıp giden fonksiyon kümesi oldukça kompleks bir yapı. Genel olarak gelişmiş ekonomileri inceleyecek olursak, hepsiyle ilgili uzmanlaşma söz konusu. Hepsiyle ilgili yatırımlar var. Sürekli olarak bir kongre, seminer ya da fuar bulmak mümkün. Bu tabi ki biraz da coğrafi olarak bulunduğu bölgenin ve kendi ekonomisinin gelişmişlik düzeyiyle de ilgili. Ancak bu evrim geçirilirken onların da sancılı süreçler yaşadıklarını biliyoruz.


Şu an Türkiye? deki resim ne yazık ki çok iç açıcı değil. İnternet ve bağlı mecraların en büyük eksikliği iş gücü. Ama bu hiç yetişmeyeceği anlamına gelmiyor. Bir yandan şirket içi eğitimler, diğer yandan sayıları günden güne artan seminerler ve konferanslar. Tabi bunların ne nitelikte olduğu tartışılır. Ancak en azından var olduğunu biliyor olmak dahi biz sektör profesyonellerine güç veriyor.


Yetişmiş iş gücü hem internet ekonomisi hem de ülke ekonomisi açısından çok önemli. Yapılan yatırımların karşılıklarının alınabilmesi ve bunların sürekliliği ve sürdürülebilirliliği için de ayrı bir önem arz ediyor. Bunun için bu sektörden faydalanan tüm aktörlerin biraz da olsa taşın altına elini koyması gerekiyor. Tabi benim bu düşündüklerim ve sürekli iletişimini kurmaya çalıştığım eğitim konuları, sermaye gruplarının ne kadar ilgisini çekiyor ya da özünde ne kadar ilgi çekici bilmiyorum. Bence en ilgilenmek istemedikleri konuların başında geliyor. Herkes kendi ticaretinden mesul bir davranış sergiliyor ve ötesine de çok karışmamayı tercih ediyor. Ne yazık ki büyük yerli ve yabancı sermaye gruplarında da benzer davranış modeli hakim.


Avrupa Birliği?nde internetin, milli gelire % 9, istihdama % 8-10 katkısı bulunmakta. İş yapma kapasitesini ve verimliliğini de % 50 oranında arttırıyor. Sanırım herkesin biraz birşeyler yapması ve olanlara destek olması gerekiyor.



Uğur Şeker

Yazarın Diğer Yazıları

08.08 Milyonlar ve Dolarlar
04.08 ODTÜ
04.08 Kampüste Marketing 2008
04.08 Mynet Webschool 2 Başlıyor
10.07 Uygulanabilir Yaratıcılık Lazım



| İnternette Reklam | Stratejik Medya Planlama | Medya Satın Alma | Raporlama ve Reklam Sunucuları | Arama Motoru Pazarlaması | Arama Motoru Optimizasyonu | Site Performans Analizi |


Zap Medya© 2008 - Tüm hakları saklıdır.                                    T:+90 212 343 71 94   F:+90 212 231 05 22   ADRES: Halaskargazi Cad. Samanyolu Sk. Baron Han  No : 63  Kat : 1    Neredeyiz